|
AİLE PLANLAMASI
TANIM:
Aile Planlaması kişilerin istedikleri zaman, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları, çocuğu olmayan çiftlere de çocuk sahibi olmaları konusunda yardımcı olunmasıdır.
YASAL DÜZENLEME:
2827 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun:
Amaç:
Madde 1: Bu kanunun amacı, nüfus planlaması esaslarını, gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon ameliyelerini, acil müdahale ile gebeliği önleyici ilaç ve araçların temin, imal ve saptanmasına ilişkin hususları düzenlemektir.
Bu yasanın 2. maddesinde; Aile planlaması, fertlerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmaları olarak tanımlanmaktadır. Aile planlamasının gebeliği önleyici tedbirlerle sağlanacağı ilkesi vurgulanmaktadır.
Bu yasal düzenlemelerle Aile Planlaması hizmetleri devlet güvencesi altına alınmıştır.
MEVCUT DURUM:
2003 TNSA bulgularına göre; modern kontraseptif kullanım oranı %42.5, toplam doğurganlık hızı 2.2, karşılanmamış kontraseptif ihtiyacı %6, artık çocuk istemeyen kadın oranı %69, isteyerek düşükler %11 olup, hizmetin yaygınlaştırılması ve niteliğinin artırılması ihtiyacı sürmektedir. Etkili yöntem kullanımı kırsal kesimde kente göre daha düşüktür. Doğuda yöntem kullanımı daha düşük olup %31.4’dür.
Ülkenin doğu ve güney doğu bölgelerinde ve kırsal kesimlerde sağlık hizmetlerine sınırlı erişim ve bu hizmetlerden yeterince yararlanılmamasının sebebi başta kadınlar olmak üzere genellikle ailelerin sosyo-ekonomik durumlarının düşük olması ile zor fiziki çevrede ulaşım koşullarının yeterli olmamasıdır.
18 yaş altında, 4 ve 4 doğumdan fazla, 35 yaşından sonra ve 2 yıldan daha sık olan gebeliklerde anne ve çocuğun hastalık ve ölüm riski artmaktadır. Aşırı doğurganlık annede “Tükenme Sendromu” ; gebelik, doğum ve doğum sonu kanamaları; toksemi, gebeliğe bağlı hipertansiyon ve doğumla ilgili enfeksiyon risklerini artırmaktadır.
Tüm bu sorunların çözümü, çiftlerin danışmanlık hizmeti alarak etkili aile planlaması yöntemlerini kullanımının sağlanması ile mümkündür. Ancak, tüm dünya ülkelerinde yaşanan önemli sosyodemografik değişiklikler nedeniyle, mevcut AP yaklaşımı ÜS kapsamına giren tüm sağlık sorunlarını karşılamaya yetmemektedir. Bu nedenle Üreme Sağlığı (ÜS) dünya ülkelerinin gündemine 1994 Kahire Konferansı ile yeni bir kavram olarak girmiştir.
DSÖ’nün tanımına göre ÜS; yalnızca üreme sistemi işlevleri ve süreci ile ilgili hastalık ve sakatlığın olmaması değil, üremenin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olmasıdır.
Kahire Konferansı öncesi, ülkeler geleneksel yaklaşımla, hizmet programlarında özel grupları hedef alıyorlardı. Örneğin doğurganlığın ve ilgili olayların en fazla olduğu 15-49 yaş grubu evli kadınlar, daha çok gebelik, doğum ve aile planlaması hizmetlerinin verildiği “Ana Sağlığı – Aile Planlaması” hizmet grubunu oluşturuyor, erkeklere, evli olmayanlara, post menopozal yaş grubuna ve adolesanlara hizmet kapsamında fazla yer verilmiyordu. Oysa Kahire (ICPD) eylem planında “Üreme Sağlığı” kapsamında mutlaka ele alınması önerilen konular: Adolesan ÜS, istenmeyen gebelikler, sağlıksız düşükler, maternal morbidite ve mortalite, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, HIV/AIDS, genital yol enfeksiyonları, üreme organları malignensileri, prolapsuslar, cinsiyet temelli şiddet olarak özetlenebilir. Bununla birlikte, istenmeyen gebeliklerin önlenmesinin yanı sıra, anne ve çocuk ölümlerinin en az üçte birini önleyebilen aile planlaması hizmetlerine dünyada 300 milyon çift ulaşamamaktadır.
Erkeklerin ideal aile büyüklüğü, cinsiyet tercihleri, ideal doğum aralıkları, aile planlaması yöntemlerini kullanma gibi konulardaki bilgi ve tutumları eşlerin doğurganlık davranışlarında belirleyici olmaktadır. Bu nedenle, şimdiye kadar ihmal edilen, erkeklerin üreme sağlığı gereksinimleri de dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, üremeye ilişkin hastalıkların sonuçları iki cinsiyet arasında oldukça eşitsiz olarak dağılmaktadır. Gebelik ve doğuma bağlı sağlık sorunlarını sadece kadınlar yaşamaktadır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların çoğu kadınlarda daha ciddi sekellere yol açmaktadır.
Kadınlarda kontraseptif kullanımı erkeklere göre üç kat daha fazladır ve bu yöntemlerin birtakım yan etkilerine yine kadınlar maruz kalmaktadır. Genel olarak pek çok toplumda hala tabu sayılan cinsellik konusunda, dünyanın çoğu yöresinde kadın ve erkek arasında büyük eşitsizlik mevcuttur.
Türkiye etkili modern kontraseptiflerin genel kullanımı konusunda aşama kaydetmiştir. Ancak, halen geleneksel yöntem kullanımı oranı yüksektir.
Halen üreme sağlığına ilişkin konuları daha etkin bir şekilde ele alabilmek amacıyla Ulusal Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Strateji Planı (KSAP/USP) güncelleştirilmektedir. Bu süreçle, hizmet götürme alanında mevcut geleneksel yaklaşımların yerine üreme sağlığı, cinsel sağlık ve aile planlamasına ilişkin kapsamlı yaklaşımın benimsenmesine olan ihtiyaca cevap verilecektir.
TÜRKİYE ÜREME SAĞLIĞI PROGRAMI:
Sonuç 2: Aile Planlaması Hizmetlerinde Artmış Arz ve Talep
Hizmet içi eğitim için AP ve CYBE-HIV/AIDS modülü geliştirildi. Eğitim modülü kapsamında; program, eğitimci ve katılımcı kurs rehberi geliştirildi. Geliştirilen bu modül CSÜS eğitim paketinde yer alıp, 1150 kişi eğitilecek. İllerde sağlık personeline programla ilgili bilgilendirme toplantıları yapıldı.
Ayrıca, AP ve CYBE-HIV/AIDS faaliyetlerinin izlenmesi ve değerlendirilmesi için toplanan veriler analiz edilerek geri bildirim raporları gönderilecek.
|